Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak,
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak.
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet,
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet..
Durum diye bir laf var, buyrunuz size durum,
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum.
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina,
Evde cinayet, tramvay arabasında zina.
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil,
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil,
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu,
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom, Gomore, patla Bizans ve Roma
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan
Allahın on pulunu bakleye dursun on kul,
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz,
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan,
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde,
Tartılan vatana bak, dalkavuk kafesinde
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti.
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti..
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap,
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap..
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak.
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet,
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet..
Durum diye bir laf var, buyrunuz size durum,
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum.
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina,
Evde cinayet, tramvay arabasında zina.
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil,
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil,
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu,
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom, Gomore, patla Bizans ve Roma
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan
Allahın on pulunu bakleye dursun on kul,
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz,
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan,
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde,
Tartılan vatana bak, dalkavuk kafesinde
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti.
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti..
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap,
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap..
sen hiç fark etmeden kalp kırmadın m? merak edip vicdanına sormadın mı? ne yaptım ben sana bu kadar? nihayet bende bir anadan doğmadım mı?...