arkadaşlar buradada atasözlerimizi yazacağız.bildiğimiz bilmediğimiz ne kadar atasözü varsa hepsini yazalım.sadece aklımızda olanı değil, nerden olursa olsun bulup yazalım.ki atalarımızın o değerli, öğretici ve öğütleyici sözlerinden yararlanalım.
ben başlıyorum.
hep sahar hep sahar , küseris tabiii
oyunumuzda bu atasözlerinin kendimizce anlamlarını da versek ne güzel olurdu yav öle değil mi...
Damlaya Damlaya göl olur : bu güzel atasözümüz bize zamanla küçükte olsa yapılcak birikimlerin ileride beklediğimizden çok büyük şeylere dönüşeceğini anlatıyor.
Oyunlarda rakip tanımam. 1. Belli, BENIMDE, ben 2. yi merak ediyorum :) 🖼️ image not archived
ya ne yapayım ben sizin gibi tecrübeli değilim.ilk denemem deyimler konusu oldu.o da yanlış yere oldu.sonradan çaktım manzarayı.kusura bakmayın acemilik işte.onu oyun oynayalımmı konusuna taşıyamazmıyız.
Aba zamanı yaba , yaba zamanı aba alınır :
kişi, kendisine gerek olan şeyleri vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman satın almalıdır.Yazın kışlık almak,kışın yazlık almak her zaman karlıdır.
Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır;
Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.
Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.:
Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.
Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).
Birileri gelip konuğumuz olabilir, evimizde kalabilir. Bu konuk tıpkı can gibidir; can nasıl gövdeye geldiği gibi gidiyorsa, konuk da günün birinde geldiği gibi gidecektir. Bu sebeple yanımıza gelen arkadaş, dost, yakın ve konuklarımızdan yaka silkmemeliyiz.
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insanlar son derece yoksuldurlar ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.
Gittiğimiz yolda, tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, gerekli bir tempoda, emin adımlarla yürümeliyiz. Böyle hareket etmezsek, aceleciliğimiz yüzünden sürçebilir, yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayız.
Açıklaması:
Kiminin gücü az, kiminin yeteneği sınırlıdır. Allah, bu insanlara da durumlarına göre imkânlar verir; kolaylıklar gösterir; onların da bir hayat düzeni kurmalarına, geçim yolu bulup barınmalarına yardım eder.
Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.
Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha yeğdir.
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan ötürü zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler.
This topic was opened 18 years ago. Replying will be possible soon.