LIVE
🏛️ LEGEND Ice Racer record held by burakcan76000 for 16 years — unbeaten!
🏛️ LEGEND Storm House record held by gülen for 12 years — unbeaten!
⚡ LEGEND TOPPLED arinberk toppled baran2006's 14-year legend: Mahjongg 3D Pyramid
bidibidiAI user
gulen gülen joined the legends!
bidibidiAI user
gulen gülen joined the legends!
game NEW GAME: Knowledge Cube
game NEW GAME: Ancient Gods
game NEW GAME: History of Empires
A 14-year legend has fallen! arinberk broke the Mahjongg 3D Pyramid record. See

Bir Delinin Hatıra Defteri

started by BIDIBIDI 13 July 2007 19-year-old topic 0 Replies 1.707
Bir Delinin Hatıra Defteri adlı oyunla 10 sene de 700. gösterisini yapan Metin Zakoğlu'ndan deneysel bir çalışma.

Tarih : 14 Temmuz Cumartesi, 16:00 - 29 Temmuz Pazar, 15:00
Mekan : Kulis Sanat Evi
Bilet fiyatları : Tam: 17 YTL Halk Günü: 12 YTL


Ön bilgi
- Numarasız, oturma düzeni mevcuttur.
- Gösteri 90 dakikadır.
- Oyun başladıktan sonra içeri alınmaz.
- Oyunda şarap kahve çay vs içilebilir.
- 15 minder 15 sandalye olarak yerler ayrılmıştır.

Önemli Not: Gösterimiz gerçek bir ev ortamında kendi evinizin rahatlığında rahat minderlerde ve koltuklarda oturarak izleyebileceğiniz farklı bir konsepte sunulmaktadır... Alışagelmiş tiyatroların dışında alternatif bir yol açan mekanımızda seyirci oyuncu ilişkisi de göz göze diz dize kurgulanarak sahici tiyatro mantığının örneklerinden en sahicisi olmaya adaydır...

Metin Zakoğlu Erenköy'deki müştemilatta yaptığı kaliteli oyunlara "Lions Tiyatro Özel Ödülü"nü almıştır...

Bir Delinin Hatıra Defteri Oda da
Bir Delinin, tuttuğu günlükten hayallerini yorumladığı koğuşunda, yatağının ucundan birebir göze göz hissettiklerini hissetmeye cesaretiniz var mı? Sadece 20 kişinin girebileceği koğuşta yerinizi şimdiden ayırtın. Oyuncu ile iç içe göz göze bir 90 dakika. Kimi zaman ben neredeyim, bu adam kim? Ben şimdi oyuncu muyum, seyirci mi, karşımda ki oyuncumu yoksa gerçeğin kendisi mi soruları ile baş başa kalabileceğimiz bir 90 dakika. Oyuncu ve seyircinin yer değiştirdiği tek gösteri. Kimi zaman gülmekten ikinci espriyi kaçıracaksınız, kimi zaman da göz yaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Kısacası bu gösteri de çok şaşıracaksınız!

Ekim 1994 yıllından beri süren ve büyük beğeni toplayan ve bir çok olumlu eleştiri alan bu kült oyunda Metin Zakoğlu gogol'un gerçekle hayal dünyası arasında olduğu bir dönemde kaleme aldığı bu tek kişilik oyunu seyircilere aktarmada da gerçekle hayal arasındaki o ince çizgiyi dokunaklı bir şekilde yorumlayarak seyredenlere etkileyici bir oyunculuk başarısı ile aktarıyor... Yer yer seyircilerin arasında oynanan ve seyirciye ben kimim bu adam kim burada şimdi oyun mu gerçek mi yaşanıyor ikilemi yaşatan Zakoğlu sıra dışı bir seyirci katılımı ile oyunun tıpkı denizle kumsalın git-gel'lerinde yaşadığı bir ilişki gibi oyuncu seyirci ilişkisini de oyunda bu git-gel'lerin üzerine kurarak oluşturuyor...

Oyunun konusuna gelince; sıradan bir 3.dereceden memur olan Aksentin Ivanoviç Poprişçin bu sıradanlığı karşısında sürekli aşağılanır, alaya alınır... Ve günün birinde Poprişçin çok yüksek tabakadan bir kızın kendisini sevdiğini sanır,hayal dünyasında ki mutluluğu kızın daha soylu bir beyzadeyle evlenmek üzere olmasını öğrenmesi ile yıkılır... Bundan sonraki hayalleri onunda tıpkı o soylu gibi bir asilzade hatta belki de bir kral olmaktır... Ve günün birinde Aksentin Ivaneviç Poprişçin kendini Ispanya Kralı olmuş bir vaziyette akıl hastahanesinde bulur... Saçları kısaltılmış bir halde gözleri yaşlı annesini yanına istemesi oyunun en gerçek anıdır belki de...

Yazan: N.gogol
Yöneten - Oynayan ve dramaturji: Metin Zakoğlu
Dekor Kostüm: Tuğba Zakoğlu
Müzik: Kitaro
Işık - Efekt: Eser Karahasanoğlu

Seyirci Notları;
sevgili Zakoğlu'nun enerjisini görmek, oyuna kendinizden de birşeyler katmak, yer yer "biz acaba ne derece deliyiz"i düşünmek, son anneye sesleniş bölümünde duygulanmak, yer yer ritim tutmak, yer yer gaste kesmek(?), minderlerde "oh ne rahatım" derken zakoglu tarafından dışarı atılmak, olmadı yer değiştirilmek, gogol u anlamaya calismak, ve özetle, güzel bir aksam geçirmek adına, gidin ve deliyle deli olun...
Ekşi Sözlük / --- spoiler ---

Bu dünyada basacak bir noktam bile yok anne!
Ekşi Sözlük

Insanın içinde yaşattığı karakterleri,insanın yüzüne tokat gibi yapıştıran bir oyun. Metin Zakoğlu insanın duygularını zaman zaman kabartıp,zaman zaman alt-üst ediyor...Herkesin izlemesi gereken dört dörtlük bir oyun.
Ufuk Erdem

Daha ilk saniyeden itibaren bir delinin hatıra defteri'nde ki Güzel Sofia olduğumu gerçekten hissettirildiğimi hissettim... Bir seyirci olarak ilk kez kendimi bu kadar gerçek hissettim.
Selen Baysal

Küçük, küçücük bir odayı 7 normal, 1 deliyle paylaşınca olanlar, olabilecek olanlar... Küçük alanlarda büyük düşünceler. Kelimeler yetmez.
Melis Üstün

Bu nasıl bir perfonmans...!Yağmurlu bir Pazar günü karşılaştığım bu adını koyamadığım şey bir mucize gibi geldi bana... Bu oyunda her duyguyu yaşayıp, sorguladım. Herkes sizi izlemeli... Tek başına bu kadar çok karektere nasıl girebildiniz? Çoksunuz..Çok...

Öykü Gürman

10 yıl önce de seyretmiştik sizi...Hep harikaymışsınız...
Dolunay Karadeniz.

Hiçbir oyunda kendimi bu kadar olayın içinde hissetmedim.Sinemalarda ki üç boyutlu filmlerin tiyatroya yansıması.
Zeynep Akgün

Bir Home Theaterım oldu! Mükemmel bir deneyimdi...
isimsiz

Insanoğlu neden tiyatroyu bu kadar çok sever?Hepimizin içinde bir başkasını gizlice izleme isteği olduğu için mi acaba? Bir nevi dikizleme içgüdüsü?...J Ama seyircinin elinden bütün savunma mekanizmalarını almak bambaşka bir durum.Birden bire,karanlıkta,fark edilmeden,dikkat çekmeden izleyebilme imkanının elinden alınması,ve izlediğin kişiyle göz göze kalmak! Çok hoş bir fikir! Bambaşka bir bakış açısı.
Sofya

21 yy da özünde insan olan herkes bu oyunu mutlaka görmeli.Küçücük bir odada kocaman bir yürek.Bu oyunda sizin rolünüz ne?
Didem

Ilk sahne deneyimimi yaşattığınız için teşekkürler.
Sevda

Sizi izledikten sonra uzun zamandır ara verdiğim tiyatro izleme keyfinin ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anladım...Sanırım ben bundan böyle sizin müdavininiz olacağım...Bana yeniden tiyatroyu sevdiren insana teşekkürler.
Çağrı Salman

Zakoğlu Tiyatrosu Erenköy Kulis Sanat Evi'nde Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" adlı oyununu sahneye koyuyor. Oyun tek kişilik gibi görünse de aslında seyirci sayısına göre oyuncu sayısı da değişiyor.

Interaktif bir komediden bahsetmiyoruz hayır, ya da sahnedeki adamın seyircilere durmadan giydirdiği bir bel altı komedisinden de. Düpedüz bir psikoloji projesinden bahsediyoruz, daha ilk andan itibaren kendimizi Dharma Institute'e ait bir hatchin içinde zannediyoruz en desmond'ından.(Previously On Lost, artık başlasın!)

Biz oyunu 10 kişi izledik, minderlere kurulduk, 3 adım ötemizde yatağında oturan bir adamın başından geçenleri baktık ve daha önce karşılaşmadığımız bir şeye tanık olduk: Delirme sürecine.

Evet bir şekilde hepimiz bir deli tanımışızdır, mahallenin delisi, köyün delisi ve sair. Ve onları kolayca bu halleriyle kabul etmişizdir. Oysa bu sefer durum değişiyor, aşama aşama ilerleyen bir delirme sürecine tanık olurken, birden size yöneltilen bir soruyla olaya müdahil de oluyorsunuz. Zaten sahnenin içinde izlerken oyunu, bir anda arkadan sufle veriliyor gibi okumaya başlıyorsunuz kendi bölümünüzü. Tabiri caizse deliyle deli oluyorsunuz.

Zaten problem de bu aşamada ortaya çıkıyor. Bak deli de olsa insan mesajıyla çıksak o 15 metrekare salondan, hiçbirimiz için bir problem kalmayacak, farklı bir deneyimin tadı damağımızda iki sokak aşağıda banana mocha frappucinolarımızı yudumlayıp gündelik sohbetlere kayacağız ama kazın ayağı öyle değil. Sorulan sorulara verdiğiniz cevapların saçmalığı sizi şaşırtıyor, karşınızdakinin mantıklılığı da katmerleyince durumu işte asıl soru ortaya çıkıyor: Kim daha deli.

Öyküyü oyuna gitmeden önce okudum ben, bildik Gogol öykülerinden biri gibiydi. Sınıfsal ayrıma göndermeler yaparken, "evet Gogol efendi çok haklı" diye kendisini şakşaklayanları da, ilk fırsatta kendi sınıfsal üstünlüklerini ön plana çıkardıklarını söyleyerek eleştiriyordu. Insan doğasının bu vazgeçilmez rekabet dürtüsünü komik bir üslupla anlatıyordu yani.

Ama oyun çok ayrıydı, hiç bakmadığımız bir açıdan bakmamızı sağlayarak bizi derinden sarstı okuyucu. Kendimize getirdi, aklımızı başımıza devşirdi. Güzel bir 90 dakikaydı, Pazar öğleden sonrasında kalmadı sanki hayatımıza yayıldı

oyunun en vurucu sahnesi olarak final sahnesi geçse de, bendeniz daha başlarda bir anlık akıllılık-delilik sürçmesindeki boşluğu sevdim. Tam aşık olma anına denk gelen bu boşluk, aklıma birkaç gün önce tesadüfen okuduğum dizeleri getirdi:

"Çünkü o kadın ne yapsa, neye uygulansa bir aralıktır şimdi dünyada"
Eleştirmen
This topic was opened 19 years ago. Replying will be possible soon.