LIVE
Loading stream......

Ankilozan Spondilit

started by sTRaLiS 21 May 2007 19-year-old topic 7 Replies 5.356
Spondilit kelimesi belkemiğinin (omurga) inflamasyonu anlamına gelir; ankiloz kelimesi ise iki kemiğin kaynaşarak tek bir kemik haline gelmesi anlamına gelir. Birlikte alındığında ankilozan spondilit ifadesi; kronik, sakroiliak eklemin (omurga ile leğen kemiği arasındaki eklem) romatizmal hastalığını ifade eder, ancak diğer omurga kemikleri de iltihaplı eklemlerle kaynaşma gösterebilir (özellikle alt omurga kemikleri). Ankilozan spondilit, spondiloartropatiler adı verilen hastalıklar grubuna dahildir. Oldukça nadir görülmesine rağmen ankilozan spondilit son derece önemli bir hastalıktır, çünkü genelde başka her hangi bir sağlık problemi olmayan genç erkeklerde gözlenir.

Hastalık gövde, sırt, boyun, kalça, kaburga ve omuzlarda ağrı ve sertliklere (spazmlar) neden olur. Omurgalar ve omurgaları destekleyen yapılar kasıldığından dolayı (sertleşme), ankilozan spondilitli hastalarda öne eğik durma eğilimi meydana gelir. Zamanla tedavi edilmeyen hastaların omurgaları birbiri ile kaynaşır ve tek bir kemik gibi görünür; son derece sert ve katılaşmış bir omurga meydana gelir. Bu durum kolların ve göğüsün hareketlerini engelleyebilir.
Ankilozan spondilitiniz varsa özellikle sabahları ve bir süre hareketsizlik sonrası, genelde belinizde ağrı veya sertlik hissedebilirsiniz. Ağrılar genelde sakroiliak eklemde başlar ve gittikçe yukarı doğru ilerleyerek boyun omurlarını etkiler. Diz ve ayak bileği eklemleri de etkilenebilmekle birlikte genelde omurgalar dışında tutulan eklem sayısı 3 veya 4 ü geçmez. Egzersiz yapmak sertleşmeleri azaltır, bu nedenle düzenli egzersiz yapmayan ankilozan spondilitli hastalar gittikçe kötüleşir. Kaburgalarla, kaburga eklemleri de hastalıktan etkilenebileceğinden dolayı, hastalar derin nefes alırken veya öksürürken rahatsız olurlar-zorlanırlar.
Şikayetleriniz azalma ve artışlar gösterebilir, ancak hastalık kronik ve ilerleyicidir. Omurga civarındaki kemikler, eklemler ve diskler hasara uğrar ve kaynaşır, bu nedenle aralıklar daralır. Kemiklerde sindesmofit adı verilen çıkıntılar sıklıkla meydana gelir. Bu durumda hareketler sırasında aşırı bir ağrı meydana gelir. Bel bölgesindeki ağrı ve sertlikler yürüme problemlerine neden olabilir. Ancak çoğu durumda hastalık hafif seyreder ve genelde hastalık başladıktan yıllar sonra tanı konur. Çok nadiren kalp, akciğerler ve gözler hastalıktan etkilenebilir ve bu durumda ciddi bir tablo ortaya çıkar.

Ankilozan spondilitin nedeni bilinmiyor. Ancak genetik (kalıtımsal) faktörlerin etkili olduğunu gösteren bulgular bulunmaktadır. Hastalık en sık 20-40 yaşları arasında ortaya çıkıyor, bununla birlikte 10 yaşın altında bile görülebiliyor. Hastalık 10.000 de bir kişide ve genelde erkeklerde gözlenir. Erkeklerde kadınlardan 10 kat daha fazladır.

Belirtiler

- Sırt, baldır, kalça ve diğer sırt eklemlerinde ağrı ve hassasiyet
- sırt bölgesinde özellikle sabahları belirgin olan ve hareket etmekle azalan katılık ve hareket kısıtlılığı
- göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi
- diz, ayak bileği ve diğer eklemlerde şişme ve ağrı
- halsizlik, ateş
- iştahsızlık, kilo kaybı
- gözde inflamasyon
- kambur veya düzleşmiş sırt görünümü

Tanı

Normal muayene ve radyolojik tetkiklerin yanı sıra hastalığın genetik özellikleri bulunduğundan genetik test tanıya yardımcı olabilir. Ancak genetik bulguların saptanması tanıyı kesinleştirmez.

Tedavi

Tedavinin amacı; eklem ağrılarını azaltmak ve omurgalarda meydana gelen veya gelebilecek hasarları geciktirmek / düzeltmektir.

Ağrıyı, sertleşmeleri ve inflamasyonu gidermek için nonsteroidal anti-inflamatuvar ilaçlar kullanılır (aspirin, naproksen gibi). Bu ilaçlar hastaların normal faaliyetlerine devam etmesine yardımcı olur ve ağrıları azaltır. Nonsteroidal anti-inflamatuvar ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda sulfasalazin veya metotreksat gibi ilaçlar kullanılabilir. Ancak bu ilaçların yan etkileri oldukça fazladır ve çok iyi kontrol edilmeleri gerekir.

Eğer hastada sinirlerinde bir hasar meydana gelmiş ise veya eklem hasarı çok ciddi ise ameliyat yapılır.

Sizin Yapabilecekleriniz

Eğer düzenli postür (duruş) ve solunum egzersizleri yapıyorsanız rahatlıkla normal bir hayat sürebilirsiniz. Fizik tedavi ve egzersiz tedavinin temelidir. Bu konuda bir fizyoterapiste başvurmanız yerinde olur.

Yüzme, sizin için en iyi sporlardan birisidir. Sık sık yüzün.

Sırtınıza ve belinize yük getirecek hareketlerden ve yaralanmaya neden olabilecek sporlardan uzak durun.

Sıcak su banyoları (kaplıcalar) ve sıcak ortamda yapılacak masajlar ağrılarınızı azaltır. Uyuma pozisyonunuzu düzeltin. Düz bir zeminde sırt üstü ve yastıksız yatın (veya çok ince bir yastık kullanın).

Sigara içiyorsanız kesinlikle bırakın. Aksi halde akciğerlerinizin kapasitesi azalacağından son derece güç nefes alıp-verirsiniz.

Ilerlemiş durumlarda sırt desteği sağlayan aletler kullanmanız gerekebilir.

Bu hastalık şu an için tedavi edilemiyor. Ankilozan spondilit hayat boyu sürecek bir problem olduğu için onunla yaşamayı öğrenmelisiniz. Şikayetleriniz hiç beklemediğiniz şekilde azalıp çoğalabilir, ancak hastalığınızın gittikçe ilerleyeceğini kabul etmelisiniz; bununla birlikte gerekli önlemleri alır ve bakım sağlarsanız hastalığınız ilerlediği halde şikayetleriniz fazla ilerlemeyebilir; daha doğrusu siz onlarla başa çıkmanın yollarını bildiğinizden hayatınızı aşırı etkilemez. Arada şiddetli dönemler olabilir, ancak bunların zamanla azalabileceğini unutmayın. Tedavi ve bakım sizin normal bir hayat sürmenizi sağlayacaktır.
Resimler Konusmaz Derler YALAN..O Gozler neler Anlatıyor Anlayana..Anlamak isteyene..




Vazgeçersen Kaybedersin
sTRaLiS Ankilozan spondilit hakkında kısa ve öz bilgi vermiş ama madem ki bu forumda sağlık köşesi var ve Sevgili sTRaLiS Ankilozan Spondilitle ilgili bir açılış sayfası yaptığına göre; 23 yıldır AS'li biri olarak bu konuyu burada daha detaylı işlemek istiyorum.

AS kimlerde görülür ?

Erkekler, kadınlar ve çocuklarda görülebilir. Erkeklerde, kadınlardan yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Tüm yaşlarda başlayabilir. Genellikle 20’li yaşlarda (ortalama olarak 24-26 yaşında) başlamaktadır. Ancak, belirtiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir. 40 yaşından sonra başlangıç nadirdir.

Erkek, kadın ve çocuklarda AS farklı mıdır ?

Evet. Aralarında bazı küçük farklılıklar vardır.

Erkekler : Leğen kemikleri ve omurga sıklıkla tutulur. Göğüs kafesi, kalça, omuz ve ayak eklemleri de tutulabilir.

Kadınlar : Genellikle, AS’in kadınlarda çoğu kez erkeklerden daha hafif seyrettiğidir. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıyla, tanı konulması arasında geçen süre, kadınlarda (5 yıl) erkeklerde (3 yıl) daha uzundur. Omurga tutuluşu genellikle erkeklerden daha az şiddetlidir. Leğen kemiği, kalça, el ve ayak bileği eklemleri daha sık tutulur. AS, doğurganlık yeteneği, gebelik ve doğumda herhangi bir sorun yaratmaz.

Çocuklar : 11 yaşının altındaki çocuklarda AS belirtileri görülmesi nadirdir. Tipik olarak diz, ayak ve ayak bileği, kalça eklemleri tutulur. Nadiren bel ağrısı olur. Gençlerde kalça tutuluşu şiddetli seyredebilir ve bu hastalarda yetişkin yaşlara varıldığında kalça protezi gerekebilir.

AS’in belirtileri nelerdir ?

Haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş artan bel ağrısı ve sertlik.
Gün içinde hareket etmekle ya da egzersizle azalan sabah sertliği ve ağrısı. Egzersizlerden sonra daha iyi, istirahatten sonra daha kötü hissedilmesi (sözgelimi bel fıtığı gibi).
3 aydan uzun süredir belirtilerin varlığı.
Özellikle erken dönemlerde, kilo kaybı.
Yorgunluk.
Ateş ve gece terlemesi.

Tipik belirtiler bunlar olmasına karşın, bazen farklı şekillerde başlangıç görülebilir. Belde belirgin bir ağrı olmaksızın, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici şekilde ağrı ile başlaması da sıktır. Bu ağrı bele, uyluğa yayılım gösterebilir. Bazen de yalnızca topuk ağrısı, göğüs ağrısı ile başlayabilir.
Sabahları daha kötü oluyorum.
Bu beklenen bir şeydir. Hastalığın tipik özelliklerinden biri, gecenin geç ve sabahın erken saatlerinde ağrı ve sertliğin belirgin olması ve gün içinde hareket ya da egzersizlerle düzelmesidir. Benzer şekilde sinema ya da tiyatroda uzun süre oturduktan, ya da uzun süre araba kullandıktan sonra ağrı ve sertlikte artma olabilir.

AS diğer eklemleri etkiler mi ?

Evet. AS bazen, kalça, diz, ayak bilekleri ve omuzda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Topuklarda ağrı görülebilir. Az sayıda hasta çene eklemi de etkilenebilir.

AS diğer organları etkiler mi ?

Evet. Bazen göz, kalp, akciğerler ve böbrekleri etkileyebilir. Bunlar yaşamsal sorunlar yaratacak etkiler değildir ve daha kolay tedavi edilebilirler.

AS gözü nasıl etkiler ?

AS gözün bazı bölümlerinde yansısal olaya neden olabilir. Bu durumda genellikle ilk belirti, görmede hafif bulanıklaşmadır. Ama, kızarık bir gözle birlikte keskin bir acı da temel belirti olabilir. Kalıcı hasar oluşmaması için hemen tedavi edilmelidir. Bu durumda bir göz doktorundan yardım almak ve ona AS hastası olduğunuzu belirtmek yerinde olacaktır. Göz doktorunun vereceği göz damlaları yangıyı kısa sürede azaltacaktır. Yangı dirençli ise, bu damlaları uzun süre kullanmak gerekli olabilir.

AS kalbi nasıl etkiler ?

AS’de bazen kalp hafif derecede etkilenebilir. Hastaların çoğunda o kadar hafiftir ki, ortaya çıkarmak zordur. Kalp kapakları ve ileti sisteminde bozukluk ortaya çıkabilir. Ancak, bunlar genellikle hastalarda herhangi bir sorun yaratmaz.

AS akciğerleri nasıl etkiler ?

Göğüs kafesi eklemleri ve kaslarını etkileyerek, özellikle soluk alıp verme, öksürme, aksırma, esneme, ıkınma sırasında ağrıya neden olabilir. Akciğerlerin tamamen havalanmasında bozulmaya yolaçar. Bazan akciğerlerin iç yapısında da tutuluşa neden olabilir. Bu nedenlerle, AS’te solunum egzersizleri çok önem taşır.AS’in geç dönemlerinde göğüs duvarı tamemen hareketsiz hale gelebilir ve akciğerlere hava giriş çıkışı etkilenebilir. Bunun anlamı, solunumun durması demek değildir. soluk alıp verirken, diyafram kası sürekli çalışır ve karnınız hareket eder. Aşırı yemek ve kalın giyinmek solunum için gereken çabayı arttıracağından, bunlardan kaçınmanız sizi daha rahat ettirecektir. Sigara içmemek çok önemlidir. Sigara içilmesi solunumu zorlaştıracağı gibi, ciddi göğüs hastalıklarına da neden olabilir.

AS böbrekleri nasıl etkiler ?

Az sayıdaki, ileri AS’li bazı hastalarda böbreklerde amiloid adı verilen bir proteinin birikmesi sonucunda böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Steroid yapıda olmayan yangı giderici ilaçlar da uzun süreli kullanımda bazı böbrek sorunlarına yol açabilir


SA?LIKLI BEL

Sağlıklı bel güçlü, hareketli ve ağrısız olmalıdır.

Sağlıklı bele ancak belli kurallara uyarak sahip olabiliriz.

- Sırtınızı ve belinizi düz tutun.

- Kötü duruş; sırttaki kamburluğu, beldeki içe çöküklüğü artırır.
- Sırtınızı ve belinizi düz tutun.

- Kötü duruş; sırttaki kamburluğu, beldeki içe çöküklüğü artırır.

- Sık pozisyon değiştirin.

- Özellikle belin normal eğriliğini korumaya özen gösterin. it olarak her iki elinize bölün.

- Hareketlerinizi önceden planlayın.

- Ucuz kahramanlık yapmayın yardım isteyin.

- Asla ağır cisimleri kaldırmayın.

- Yerden bir şey alırken eğilmeyin, dizlerinizi büküp çömelin.

- Belinizle değil bacaklarınızla yükü kaldırın.

- Ağırlığı mümkün olduğu kadar belinizden yukarı ve vücudunuza yakın tutun.

- Dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, vücudunuzla dönün.

- Ağır cisimleri çekmeyin, itmeyin ve yukarı doğru kaldırmayın.

- Koltuğa düzgün oturun.

- Gerekirse bel kıvrımınıza uyan yastıkla belinizi takviye edin.

- Otururken sırtı düz tutun ve yaslanın.

- Yatarken sert ve ortopedik yatakları tercih edin.

- Salt yer ve tahta üzerine yatmak doğru değildir.

- Yatarken bacaklarınızı gergin tutmayın.

- Sırt üstü yatarken baldırlarınızın altına koyulacak küçük bir yastık sizi rahat ettirecektir.

- Kilonuza dikkat edin, dengeli beslenin.

- Sigara içmeyin.

- Günlük gerilim ve streslerinizi azaltın

- Düzenli ve günlük egzersiz yapın.

-Tempolu yürümek, yüzmek ve koşu sizin için ideal sporlardır.

ANKILOZAN SPONDILIT
Yazar Doç.Dr. Turan USLU
Cuma, 30 Eylül 2005
Ankilozan spondilit (AS); öncelikle omurgayı ve sakroiliak eklem dediğimiz, leğen kemiği ile sağrı (sakrum ) kemiği arasındaki eklemleri tutan kronik bir hastalıktır. Hastalık; göz, kalp, kalp kapakçıkları ve akciğerleri de etkileyebilir.

AS'in görülme sıklığı toplumdan topluma değişmekle birlikte, ortalama olarak her bin kişide 1 ile 2 arasındadır. Daha çok erkeklerde görülür. Kendisi ankilozan spondilit' e yakalanan kişinin çocuklarında da bu hastalığın görülme riski % 10 ile 20 arasındadır.

AS'in oluşma mekanizması, oldukça karmaşık olmakla birlikte, en genel kabul edilen görüş, hastalığın bir takım bağırsak ve üreme sistemi enfeksiyonlarına yol açan bakteri türlerinin bağışıklık sistemini uyarması sonucu ortaya çıktığıdır.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

AS'in ilk belirtisi, genç insanlarda yavaş yavaş ve sinsi başlayan bel ağrısıdır. Önceleri sakrum üzerinde duyulan ağrı daha sonra bele yayılarak sürekli bir ağrı ve tutukluk yapar. Bu tutukluk en fazla sabah olup günün ilerleyen saatlerinde ve hareket ettikçe veya sıcak duş alınca hafifler. Hasta bazen yataktan kalkarken sırtını ve belini rahatça büküp döndüremediği için öne doğru eğik dolaşır. Belde sertlik ve tutukluk bazen ağrıdan önce gelir. Romatoid artrit ve kireçlenmeler de görülenin tersine, hastalık önce eklem çevresindeki ligamentlerden, diğer bir deyişle bağların ve kasların kemiklere bağlandığı uçlarda başlar ve bu bölgelerdeki iltihap sonucu dokular sertleşir ve bir anlamda kireçlenir.

Kireçlenme, omurgayı oluşturan vertebraları (omurları) boydan boya tutarak omurganın değişik yönlerdeki hareketliliğini giderek azaltır ve hatta omurga eklemlerini kilitleyebilir.

Üst üste dizilmiş tuğlaları ve tuğlalar arasında şişirme su yastıkları olduğunu düşünün. Yanlardan kalın lastik şeritlerle bu tuğlaları bir arada tuttuğunuzda bu sert tuğlalardan ve esnek su yastıkçıklarından oluşan bu sistem hem esnek hemde lastik bantlar sayesinde sağlamdır. Iskelet sistemimizin direği işlevini gören omurgamız da benzetmeye çalıştığımız üst üste dizilmiş tuğlalar gibidir. Küçük vertebra kemiklerini tuğlalar, vertebralar arasındaki yarı sert disk yapıları da tuğlalar arasında ki su yastıkları gibi gözümüzün önüne getirdiğimizde bu her yana esnek biçimde eğilen yapı, AS'de sertleşir ve tuğlalar arasındaki su yastığının ve yandaki lastik şeritlerin yerini çimento sıva alır. Diğer bir anlatımla, omurlar arası diskler kireçlenir ve omurları saran lifler de bu kireçlenmenin yayılması ile katılaşır. Sonuçta, öne, arkaya ve yanlara eğilmeyen, çabuk kırılmaya eğilimli ve kırıldığı noktalarda da kamburlaşan bir omurga karşımıza çıkar. Göğüs kafesi de bu hastalıktan etkilenir. Ilk başta göğsün üst tarafındaki sternum kemiği (iman tahtası) çevresinde ağrılı şişlikler oluşur ve bu durum ilerledikçe göğüs kafesinin çevresindeki eklemler sertleşir ve normalde yaptıkları açılıp kapanma yada kalkıp inme işlevlerini yerine getiremezler. Sonuçta, hastanın derin nefes alma yeteneği azalır ve göğsün nefes alıp vermeyle genişleme kapasitesi 2 cm'nin altına düşer (normalde 4 cm'nin üzerinde).

Hastalık nasıl seyrediyor?

Hastalık her hastada farklı biçimde seyretmesine ve zaman zaman alevlenip zaman zaman yatışmasına karşın, genel olarak hayatı tehdit edici değildir. Çoğunlukla, 10 yıllık bir süre içinde kendiliğinden durabilir; en azından hastalığın ilerleyişi ve şiddeti azalabilir. Kalça tutulması, hastalığın gidişatının iyi olmadığını gösterir ve kalça tutulması hastalarda en önemli rahatsızlık ve sakatlık sebebidir. Kalça tutulmasının yanısıra diz, omuz gibi büyük eklem tutuluşu olan hastalarda da hastalık ağır seyreder. Kadınlarda kalça, omuz, diz gibi çevresel eklem tutulumu daha sıktır. Yine kadınlarda boyun omurgası daha sıktır.

Tedavisi mümkün müdür ?

Ne yazık ki, bu hastalığı önleyebilmek ve tamamen iyileştirebilmek mümkün olmayabilir. Yine de, sıkı bir doktor takibi, fizik tedavi programları ve egzersizler ile hastanın şikayetleri azaltılıp eklemlerin esnekliği korunmaya çalışılır. Yine kaplıcalar bu hastalarda büyük semptomatik iyilik sağlar.

Tedavide hasta eğitimi ve hastanın bu eğitimi uygulaması çok önemlidir. AS'li hastalar kesinlikle sigara içmemelidirler. Hastanın dik durması, düzenli egzersizler yapması ve mümkünse yastıksız yatması ve dizlerini karına çekmeden yada yüzükoyun yatması omurgasını korur.

Beli arkaya doğru eğen egzersizlerin yanı sıra, hastanın kendine yapabileceği en büyük iyilik, yüzmektir. Öne eğilerek yapılan sporlar zararlıdır.Tedavide antiromatizmal ilaçlar, sulfasalazin gibi klasik ilaçlar kullanılır.

Eğer omurganın dışında, kalça, diz, omuz gibi eklemler de tutulmuş ise, eklem içlerine hyaluronik asid (Hyaluronan ) verilmesi ve bazen de eklem çok ağrılı ise, buna kortizon eklenmesi gerekebilir.

AS'de omurgada, özellikle boyun ve bel kısmında farkında olunmayan tehlikeli kırıklar olabilir. Bu nedenle, çok küçük bir kaza sonrası bile oluşan ani bel ve boyun ağrılarında gerekli radyolojik, MRI gibi incelemelerin yapılması gerekir.
Tüm Yazılanları Dikkatle Okudum. Bilgilendirici ve Aydınlıtıcı Mesajlarınız Için Teşekkürler.
ankilosazan wrote:AS'in görülme sıklığı toplumdan topluma değişmekle birlikte, ortalama olarak her bin kişide 1 ile 2 arasındadır
ve yukarıdaki bilgiye göre de epey yaygın bir hastalık.

Sayın ankilosazan ,

23 yıldır AS'li olduğunuzu belirtmişsiniz , Geçmiş olsun dileklerimi sunarım.


Nickiniz (ankilosazan) , güzel bir seçim :thumbright:
Paylaşımlarım Birilerine Yardımcı Oluyosa Boşuna Vakıt Kaybetmıyorum Demektır...

-Bende Gecmıs Olsun Dileklerimi Sunuyorum
:arrow:
Resimler Konusmaz Derler YALAN..O Gozler neler Anlatıyor Anlayana..Anlamak isteyene..




Vazgeçersen Kaybedersin
Tedavi yöntemleri

Eğitim ve egzersiz tedavisi AS'de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde çok önemli tedavi yöntemleri ele alınacaktır.
1. Eğitim ve egzersiz
2. Ilaç tedavisi
3. Fizik tedavi
4. Cihaz ve korseleme
5. Kaplıca tedavisi
6. Cerrahi tedavi
7. Yeni ilaçlar

2- Ilaç tedavisi ,Ilaç tedavisinin amacı:

1. Iltihabı azaltmak,
2. Kasları gevşetmek,
3. Ağrıyı azaltmak,
4. Eklemlerdeki tutukluğu azaltmak,
5. Egzersizlerin rahat yapılmasını sağlamak,
6. Günlük yaşamınızı sürdürmenize yardım etmektir.

Iki grup ilaç kullanılmaktadır:

1. Grup Kısa dönemde etkili ilaçlar:

Bunlar ağrı ve iltihabı azaltırlar. Bu ilaçların öncelikle sindirim sistemi olmak üzere kalp ve böbrek üzerinde yan etkileri olabilir. Hekim kontrolünde kullanılmalıdırlar.

2. Grup Uzun dönemde etkili ilaçlar:

Etkileri 2 - 3 ay gibi uzun sürede kendini gösterir. Hastalığın seyrini kontrol altına almaya yönelik ilaçlardır. Bunların yan etkiler açısından yakından izlenmesi gerekir. Bu grup ilaçlar başta karaciğer, kan ve böbrek üzerinde ciddi yan etkilere yol açabilirler. Erken tespit edildiklerinde geri dönücüdür.

Bu yan etkiler arasında:

Sindirim sistemi yakınmaları, baş ağrıları, baş dönmesi, bulantı, deri döküntüleri sayılabilir. Yan etkilerden kaçınmak için, ilaçları alkolle beraber almayınız. Ilaçlar, genellikle mideyi rahatsız ettikleri için yemek sırasında veya yemekten hemen önce alınmalıdır.

Yeni ilaçlar:

Son zamanlarda diğer ilaçlar ile kontrol altına alınamayan AS'li hastaların tedavisinde biyolojik ajanlar olarak adlandırılan yeni ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarıda bahsedilen ilaçlar iltihap hücrelerinin salgıladığı iltihap maddelerinin etkilerini azaltırlar ve iltihabı baskılarlar. Bu ilaçların en sık kullanılanları Infliximab ve Etanercept'tir. Hastalığın seyrini kontrol altına alan bu ilaçları kullanmaya karar vermede ve hastaları izlemede belirli kriterler gözönünde bulundurulmalıdır. Ankilozan spondilitte oldukça etkili olan bu ilaçların bazı ciddi yan etkileri olabilir. Hastaların yakından takibi ile bu yan etkiler en aza indirilebilir. Pahalı bir tedavi yöntemi olmakla beraber, ülkemizde de bir çok sosyal güvenlik sistemi tarafından ödenmekte ve hastaya ek bir maliyet getirmemektedir.

3- Fizik tedavi
Fizik tedavinin amacı ağrıyı azaltmak ve egzersiz öncesi doku esnekliğini arttırmaktır.
Kullanılan fizik tedavi ajanları:
a) Elektrik akımları
b) Sıcak- soğuk uygulamaları
c) Masaj
d) Hidroterapi (su ile yapılan tedaviler)
Hastalığın dönemine göre tedavi seçimi yapılır.
Alternatif tıp yöntemlerinden olan manipülasyonun (eklemlerin tedavi amacıyla çekilmesi, bükülmesi) AS'de kesinlikle yeri yoktur.

4- Cihaz ve korseleme
AS'de fazla kullanılmaz. Postürün korunmasında doğal yöntemler daha iyidir. Çok nadiren sırttaki bir zorlanmadan sonra belirli bir süre kullanılması önerilir.

5- Kaplıca tedavisi
Eklemlerdeki ağrı ve tutukluğu azaltır. Su hareket etmeyi kolaylaştırdığı gibi tüm vücudu içine aldığından kişiyi psikolojik olarak da rahatlatır.

6- Cerrahi tedavi
Tedavide yeri azdır. Kalça ekleminde ileri derecede etkilenme varsa yapılmaktadır. Hastaların %6'sında kalça ekleminin değiştirilmesine gereksinim duyulur. Bu ağrıyı azaltır ve fonksiyonu arttırır. Ekleme yapay olarak protez yerleştirilir.
Bazı hastalarda eğer omurga çok öne eğilmiş pozisyonda donmuşsa cerrahi gerekli olabilir, çünkü bu hastalar önlerini göremedikleri için caddede karşıdan karşıya geçmekte zorluk çekerler.

Ankilozan spondilit ile birlikte daha iyi yaşam için koruyucu öneriler

1. Düzgün postür yatarken, otururken, ayaktayken, çalışırken ve araba kullanırken mutlaka korunmalıdır.

2. Ideal yatak ne çok sert ne de çok yumuşak olmamalı, eğilip bükülmemelidir. Eğer yatağınız çok yumuşak ise yatağınızın altına düzgün bir tahta konulmalıdır. Yüzüstü yastıksız ya da baş altına çok ince bir yastık koyarak yatmalısınız. Bacaklarınız mümkün olduğunca düz olmalıdır. Sırtüstü yastıksız yatmalı; baş, omuz, kalça ve bacaklar yatakla tamamen temasta olmalıdır.

3. Yüzüstü yatma alışkanlık haline getirilmelidir Ilk denemelerde 5 dakikadan fazla tolere edemeyebilirsiniz, bu durumda göğüs altına yastık koymak gerekebilir. Egzersiz yaptıkça kaslarınız gevşer ve rahatlıkla uygular hale gelebilirsiniz. Sabahları kalkmadan ve akşam yatmadan önce 20 dakika yüzüstü yatma önerilmektedir.

4. Ideal sandalye, oturma yeri ve sırt desteği sert, tercihen başa kadar uzanan bir sandalyedir (Şekil 6-7).
Kol desteklerinin olması omurga üzerindeki ağrının azaltılmasına yardım eder. Sandalyenin oturma yeri yeterli uzunlukta olmalıdır; aksi halde sırtınızı arkaya dayayıp destek alamazsınız. Yüksekliği de kalça ve dizlerinizin belli bir açıda tutulmasına yardım etmelidir. Yumuşak sandalye ve koltuktan kaçınılmalıdır.

5. Ayakta iken düzgün pozisyon sürdürülmelidir. Bunu duvara yaslanıp test edebilirsiniz. Eğer düzgün duruyorsanız başınızın arkası, omuzlarınız, sırtınız kalçanız ve topuklarınız duvara değer.

6. AS'li hastalar genellikle işten uzaklaşmaya neden olacak büyük bir problemle karşılaşmazlar. Iş sırasında sırtın pozisyonuna özellikle dikkat edilmeli, öne eğik pozisyonda oturulmamalıdır. Eğer sandalyede oturuyorsanız, sandalye uygun olmalı ve aynı pozisyonda uzun süre oturmamalısınız. Ağır ve yorucu bir iş yapıyorsanız, arada bir süre mola vererek dinlenmelisiniz. Gün ortasında 20 dakika dinlenmeniz kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Işiniz uygun değilse ağrılarınızı arttırıyorsa, doktorunuz ve fizyoterapistiniz ile konuşarak yardım isteyebilirsiniz.

7. Uzun süre araba kullanacaksanız, sık sık dinlenme molaları vermeniz gerekir. 5 dakika da olsa araba dışına çıkıp uzanmalısınız. Ağrı ve tutukluk olması dikkatinizi de dağıtabilir. Özel bir boyun ve sırt desteği kullanmanız ve emniyet kemeri takmanız konfor ve emniyetinizi sağlayacaktır. Boyun hareketleri ileri derecede kısıtlı olan hastalarda, araba kullanırken, ek bir ayna kullanmak gerekebilir.

8. Ayak topuklarındaki ağrı, özellikle sert bir zeminde yüründüğü zaman artabileceğinden, bundan kaçınmalısınız. Topuk ağrısında yumuşak tabanlık faydalı olabilir.

9. AS, gebelik için bir engel değildir. Doğum için bir problem oluşturursa, sezaryen tercih edilebilir. Gebelik süresince de öne doğru bir postür oluşacağından, ayakta durmakla ağrı artabilir. Hamilelik korsesi hastayı rahatlatabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ile son 4 haftası ve süt verme süresince ilaç alınmamalıdır. Ilaç yokluğunu kompanse etmek için egzersiz yoğunluğunu arttırabiliriz.

10. Seks yaşamı, eklemlerdeki ağrı ve kalça hareketlerindeki kısıtlılıktan etkilenebilir. Ilaç kullanımı ile ağrı azaltılabilir. Kalça hareketleri çok kısıtlı ise cerrahi girişim yapılabilir. Bu da yapılamıyorsa çeşitli pozisyonlar denenerek en rahat pozisyon bulunur.

Ankilozan spondilit ile birlikte iyi yaşamak için ALTIN kurallar

1. Hastalığınız hakkında bilgi sahibi olun.
2. Genel olarak sağlığınızı iyileştirin.
3. Düzenli egzersiz yaparak hastalığın olumsuz etkilerinden korunun.
4. Düzgün duruşu her zaman devam ettirin.
5. Ağrınız çok fazla ise doktorunuza başvurun. Ağrı kontrolü için ilaç almaktan korkmayın. Düzenli egzersizlerin ağrı kontrolünde de önemli rol oynadığını unutmayın.
6. Sigara, genel sağlığınız için zararlıdır. Bu hastalıkta akciğerlerin solunumu olumsuz etkilendiğinden sigara çok daha zararlıdır. Eğer kullanıyorsanız, kısa zamanda bu alışkanlığınızı bırakmalısınız.
7. Aşırı kilodan kaçınınız. Et, balık, süt, sebze, meyve protein ve vitamin yönünden zengin olduğu için bol miktarda tüketin.
8. Uzun süre ağrılı ve kısıtlı aktivite ile yaşamak, sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapötik destek, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
9. Fiziksel uyumunuzu iyileştirin.
10. Düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırın.

Egzersiz programı

AS'li hastalarda düzenli egzersizin amaçları
1.
Boyun, sırt ve bel kaslarını güçlendirmek.
2. Düzgün duruşu sürdürmek, oluşabilecek şekil bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek.
3. Derin solunum egzersizleri, akciğer ve göğüs kafesi hareketlerinin korunmasına, kondüsyon egzersizleri kalp ve akciğerlerin dayanıklılığını arttırarak genel durumun iyileşmesine yardım eder.
4. Fiziksel uyumu arttırarak ağrıyı azaltmak ve psikososyal sağlığını düzeltmek.
5. Yaşam kalitesini iyileştirmek.
Sabahları sıcak bir banyo ve egzersiz yapmak tutukluğu azaltır. Sabah tutukluğu çok rahatsız edici ise ilaçları gece almak önerilir. Bu egzersizler, doktorunuzun önerisiyle fizyoterapistiniz tarafından size özel olarak verilmelidir.
Aşağıda örnekleri verilen egzersizleri doktorunuzun önerisi doğrultusunda yapın.
Egzersizlere az yoğunlukta başlayın ve giderek arttırın.
Egzersiz sırasında nefesinizi tutmayın, derin nefes alıp verin.
Ağrı ve yakınımlarda artma olursa doktorunuza haber verin.

Hastalığınıza bağlı olarak göğüs kafesinizin esnekliğinde azalma olabilir. Bunun sonucunda eskisi kadar rahat nefes almadığınızı hissedebilirsiniz. Çünkü göğüs kafesiniz nefes alma esnasında akciğerlerinize yeterli havanın girmesini mümkün kılacak kadar yeterince esneyememektedir. Bu sorunu önlemek veya düzeltmek için solunum egzersizleri yapmanız gerekmektedir.

Bu egzersizleri iki farklı pozisyonda yapabilirsiniz.
1. Sırt üstü pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Sırt üstü yatarken her iki diz bükülür ve sadece bu egzersiz için baş ve üst sırt bölgesi yüksek bir yastıkla yataktan kaldırılır. Solunum egzersizleri sırasında uymanız gereken kurallar vardır. Her zaman burnunuzdan nefes almalı ve havayı ağızdan vermelisiniz.
Nefes alma ve verme esnasında göğüs kafesinizin belirli bölgeleri üzerinde belirli bir düzende basınç uygulamalısınız. Bu bölgelerden biri göğüs kafesinizin alt yan taraflarıdır. Diğeri ise göğüs kafesinizin üst bölgesinde köprücük kemiklerinin hemen altında kalan kısımlardır. Alt ve üst bölgeler ayrı ayrı ve sırayla çalıştırılmalıdır.

Önce alt bölgeden başlayın. Ellerinizi göğüs kafesinin aynı tarafındaki alt yan kısımlarına yerleştirin ve akciğerlerinizdeki tüm havayı ağız yoluyla boşaltın. Daha sonra ellerinizle bu bölge üzerine basınç uygulayın ve sadece göğüs kafesinize (karnınıza değil) derin bir nefes alarak ellerinizin altındaki bölgeyi yanlara doğru genişletmeye çalışın. Nefes alırken ellerinizin altındaki basıncı gittikçe azaltın ve en son noktada bir kaç saniye havayı tuttuktan sonra ağız yoluyla boşaltın. Havayı boşaltırken basınç uygulamayın. Başlangıç pozisyonuna döndükten sonra aynı işlemleri tekrarlayın.

Aynı işlemleri göğüs kafesinin üst tarafı için de uygulayın. Bu defa avuç içinizi göğüs kafesinizin ön-üst bölgesine ve köprücük kemiklerinin hemen altındaki kısma yerleştirin. Alt bölgede uyguladığınız nefes alıp verme ve basınç uygulama kurallarını burada da uygulayın.

2. Oturma pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Bu egzersiz, ayaklar yere değecek şekilde yatak kenarında dik otururken yapılır. Bu egzersizi yapmak için uzun bir kemer ve kendi ekseni etrafında döndürülerek rulo haline getirilmiş bir çarşaf gerekir.

Kemer önce koltuk altlarından geçirilir ve her iki elle karşı taraftaki uçlar tutulur. Önce derin bir nefes vererek akciğerlerdeki havayı boşaltın ve kemerin uçlarından çekerek üst bölgeyi sıkıştırın. Daha sonra burundan derin bir nefes alarak uyguladığınız gerilime karşı göğüs kafesinizi genişletmeye çalışın. Nefes alırken gerilimi gittikçe azaltın. Bu gerilimi azaltarak en son noktaya dek devam ettirin. Son hissettiğiniz noktada gerilimi birkaç saniye daha devam ettirin. Ve kemerin uçlarını gevşeterek ağız yoluyla havayı boşaltın.

Bu egzersizi aynı seviyede 20 defa tekrarladıktan sonra göğüs bölgesinin alt kısmında da tekrarlayın. Bu sefer kemeri göğsünüzün alt kısmına bitim hizasının biraz yukarısına yerleştirerek aynı işlemi 20 defa tekrarlayın.
Sırtüstü veya oturarak yapılan solunum egzersizlerinden birini uygulamanız yeterlidir.

Not:Alıntıdır. Orijinal metin aşağıdaki linktedir.
http://ankilosazan.forumup.com/about13-ankilosazan.html
Geçmiş olsun...

Allah şifa versin
Kaderimi Kendim Yazarım Sandım...
&
O BIZIM KAVUŞMAMIZ MAHSERE KALDI
Sevgili, adminimiz Bidibidi'ye .
Sevgili, sTRoLiS 'e
Sevgili, tatlı cadı 'ya


Geçmiş olsun dilekleri için canı gönülden teşekkür ederim.
Yıl : Temmuz 1996 Yer : Ankara SSK Hastanesi Ortopedi-2 servisi

AS den dolayı kalça kemikleri (sakro iliyak) görevlerini yapamaz duruma gelince,ortopedi doktoruyla ameliyata karar verdik.5nci kattaki ortopedi servisindeki 10 kişilik odaya adımımı attım.Aman Allahım bu nedir böyle? Yatanlar sanki güneydoğu gazileri gibiydiler.Insanın ister istemez morali bozuluyor.

Yatışımızdan 4 gün sonra, gerekli tahliller yapıldıktan ve 3ünite Rh+B kan temininden sonra hemşirenin moral iğnesiyle karşılaştık.Iğneden sonra herşeyi tozpembe görmeye başladım.Ameliyat olacak olan ben değilmişim gibi her tarafa gülücükler dağıtıyordum.

Ameliyathaneye girdikten sonra daha önceden takılan stenden verilen narkozla bu dünyadan elimi eteğimi çekmiş oldum.

Akşam saat 20.00 civarlarında kendime gelmeye başladım.Yatağımın etrafı sevenlerimle doluydu.Tabi o gecem çok rahat geçti diyemem.Ertesi gün öğleden sonra koltuk değnekleri ile yavaş yavaş yürümeye başladım. 3 gün sonra da taburcu oldum.

Sol bacağıma da, Mart 1997 de protez taktırdım.Ama bu ameliyat iyi olmadığı için benim bacağı 2 cm kısaltmışlar ve tam yerine oturtamadıkları için, bastonumu bırakamadım.

Temmuz 2003 te tekrar bıçak altına yattım.Bacağım düzelsin de bastonsuz yürüyebileyim diye !

Heyhat ne gam... Doktorun beceriksizliği beni yine bastonuma mahkum etti.


Ameliyata hazırlanın bakalım.Her şeyinizi steril hale getirin.Sakın ha ! benim acemi doktor gibi hata yapmayın.

Yapacağınız işleri, bayan doktor ile beraber yapacaksınız. Bistüri ve diğer malzemeleri mausunuzun tıklamalarıyla gerçekleştireceksiniz.

Hadi kolay gelsin.Ilk iş olarak aşağıdaki linke tıklayın.Daha sonra bayan doktora tıklayın(kafasına değil)


http://www.edheads.org/activities/hip/index.htm

NOT; Resim yükleymediğim için kusura bakmayın.
This topic was opened 19 years ago. Replying will be possible soon.