Derken anlamamıştın...
Eskisi
gibi değil artık biliyorum ben de herşeyi.
Hipnoz seanslarında bile
dönemediğim çocukluğum
artık senin kadar uzak.
Sadece
hatırlayabilme ihtimalim söz konusu,
yüzümdeki gülümseme
maskelerini...
Belki her an kahrolmuyorum doğru!
Gülümserken
de yakalıyorum kendimi aynalarda.
Sigaradan sararmış dişlerini
saklaması gibi bir adamın,
aynaya yakışmadığını görüyorum "bendeki
seni eksik gülümsemenin"
Ağlarken bile seviştim!
Ayrılırken
bile gülüştüm senle!
Hatırla...
Kısa saatlere bölünmüş,
kiralık
zamanlarda bile
mutluyduk seninle.
Son otobüsü kalkacak gibi
heyecanlı,
koşar adım gitmeye hazırlanırken sen
yine
elimdeydi
elin.
Aşk'ın üstünde yerin varken
ve
ayrılığı biz
istemezken,
ayrılık bize tepeden inme torpilli gibiydi.
Zamansız
bir şaka gibi aramızda patladı.
Oysa biz kendi halinde,
kendimizden
ve bizden beklenenden
bir kaç beden büyük seviyorduk birbirimizi.
Kimse
yakıştıramazken...
Ikimizin sığabileceği,
tek kişiye bol gelen
bir Aşk'tı
ve biz o deli gömleği rahatsızlığında,
bir o kadar da
ayaklarımıza takılıp bizi yere düşürecek kadar bol elbiseye
hep
yalnız girmeye çalıştık.
Bana soracak olsaydın sevgilim,
ben düşüp
kalkmaya bile razıydım.
Ben yoktum tamam, ama kokum kalsaydı...
Özlerdin
belki o zaman...
Bu aşktan sen mahrum ettin seni!
Bana göre
sensizlik (bile) hoş.
Içinde sen geçen her cümle gibi...
Senin
içinde olduğun ayrılık cümlelerinde bile
"kötü" sıfatını
yakıştıramıyorum
varlığına, yokluğuna,
bu Masal'ın sonuna,
O'na
bile alışırken ben.
Koşa koşa kaçma artık!
Yorulma eski'meyen
sevgili.
Yaza yaza, gidiyorum fark ettin mi?..
Eskisi
gibi değil artık biliyorum ben de herşeyi.
Hipnoz seanslarında bile
dönemediğim çocukluğum
artık senin kadar uzak.
Sadece
hatırlayabilme ihtimalim söz konusu,
yüzümdeki gülümseme
maskelerini...
Belki her an kahrolmuyorum doğru!
Gülümserken
de yakalıyorum kendimi aynalarda.
Sigaradan sararmış dişlerini
saklaması gibi bir adamın,
aynaya yakışmadığını görüyorum "bendeki
seni eksik gülümsemenin"
Ağlarken bile seviştim!
Ayrılırken
bile gülüştüm senle!
Hatırla...
Kısa saatlere bölünmüş,
kiralık
zamanlarda bile
mutluyduk seninle.
Son otobüsü kalkacak gibi
heyecanlı,
koşar adım gitmeye hazırlanırken sen
yine
elimdeydi
elin.
Aşk'ın üstünde yerin varken
ve
ayrılığı biz
istemezken,
ayrılık bize tepeden inme torpilli gibiydi.
Zamansız
bir şaka gibi aramızda patladı.
Oysa biz kendi halinde,
kendimizden
ve bizden beklenenden
bir kaç beden büyük seviyorduk birbirimizi.
Kimse
yakıştıramazken...
Ikimizin sığabileceği,
tek kişiye bol gelen
bir Aşk'tı
ve biz o deli gömleği rahatsızlığında,
bir o kadar da
ayaklarımıza takılıp bizi yere düşürecek kadar bol elbiseye
hep
yalnız girmeye çalıştık.
Bana soracak olsaydın sevgilim,
ben düşüp
kalkmaya bile razıydım.
Ben yoktum tamam, ama kokum kalsaydı...
Özlerdin
belki o zaman...
Bu aşktan sen mahrum ettin seni!
Bana göre
sensizlik (bile) hoş.
Içinde sen geçen her cümle gibi...
Senin
içinde olduğun ayrılık cümlelerinde bile
"kötü" sıfatını
yakıştıramıyorum
varlığına, yokluğuna,
bu Masal'ın sonuna,
O'na
bile alışırken ben.
Koşa koşa kaçma artık!
Yorulma eski'meyen
sevgili.
Yaza yaza, gidiyorum fark ettin mi?..
Suskunluğum Asaletimdendir
Her Lafa Verecek Cevabım Var
Ama Bir Lafa Bakarım Laf mı Diye
Birde Lafı Söyleyene Bakarım Adam mı Diye;)
Her Lafa Verecek Cevabım Var
Ama Bir Lafa Bakarım Laf mı Diye
Birde Lafı Söyleyene Bakarım Adam mı Diye;)