Ne zaman sevdim seni,bana dünyanın bütün pisliklerini unutturan gözlerine ne zaman
vuruldum,hatırlamıyorum. Sanki bu dünyadan değildin de,bir sonsuzluktan kopup
gelmiştin. Acıların vardı,yüreğine gömmüştün.Bana hep güler yüzünü sunmuştun.
Bense hızına erişemediğim ihanetlerin, kayboluşların, yanlızlığın ortasında
sarılabileceğim, bana küçücük bir umut verebilecek birini bekliyordum. Bu bekleyiş
yoruyordu ve bazen "Işte bu"deyip yanlış kucaklarda ,yanlış rüyaların artisti
oluyordum.
Seni ilk gördüğüm gün aklımdan hiç çıkmadı;ama sanki ilk buluşmamız değildi o. Aynı
süzgeçten geçmiş,aynı sevdalara düşmüş,aynı karanlıkta yolumuzu kaybetmiştik.Bizi
birbirimize çeken de bu olmuştu.Eski bir sevdaya kaldığımız yerden başlamış
gibiydik.
Sahi hangi baharın ürünüydün sen? Hangi topraklarda tohumdun? Hangi güneş büyüttü
seni?Hangi suları içtin kana kana? Ne çok soru geliyor aklıma sana dair... Ne çok
yanıtsız soru... Yanıtlanmasınıda beklemiyorum.Bu sorular sana hayranlığımı daha da
arttırıyor benim...
Ben sana maviyi anlattım.Aşkın mavisini,yüreğin mavisini,umutların mavisini...Sense
kırmızıdan konuştun.Ateşin kırmızısını,tutkunun kırmızısını.... Işte o zaman anladım
ki ben mavileri sunarken sana,sen kırmızılarla gelecektin bana.Ve dünyada başka
hiçbir renk birbirine bu kadar uyumlu olmayacaktı.
Ne çok susamıştık konuşmaya...Özlediğimiz hayatı,birbirimizsiz zamanları anlatıp
durduk. Konuştukça tek tek yıktık bizi birbirimizden uzak tutan duvarları. Benim
için "o" sendin,senin için ben... Bunu bilmek nasıl da rahatlatıyordu bizi...
Seni var bilmek,seni yaşamak,seni yüreğimin yarısı saymak içimde tarifi olmayan bir
yaşam sevinci yaratıyor.Hayatın bütün olumsuzluklarına karşı inanılmaz bir direnme
gücü veriyor.
Artık ertelediğimiz hiçbir şey yok.Tenlerimize dokunmamız bile içimde bulunduğumuz
ortamı yangın yerine çevirebiliyor. Hayata,birbirimize aşk sunmak için gelmişiz biz
belli ki.
Doğuşumuzdaki amaç buymuş belki de...Madem ezeli bir aşk bu,madem öncesi yok,sonrası
da olmasın,bir sonsuzluğu taşısın bizi...
vuruldum,hatırlamıyorum. Sanki bu dünyadan değildin de,bir sonsuzluktan kopup
gelmiştin. Acıların vardı,yüreğine gömmüştün.Bana hep güler yüzünü sunmuştun.
Bense hızına erişemediğim ihanetlerin, kayboluşların, yanlızlığın ortasında
sarılabileceğim, bana küçücük bir umut verebilecek birini bekliyordum. Bu bekleyiş
yoruyordu ve bazen "Işte bu"deyip yanlış kucaklarda ,yanlış rüyaların artisti
oluyordum.
Seni ilk gördüğüm gün aklımdan hiç çıkmadı;ama sanki ilk buluşmamız değildi o. Aynı
süzgeçten geçmiş,aynı sevdalara düşmüş,aynı karanlıkta yolumuzu kaybetmiştik.Bizi
birbirimize çeken de bu olmuştu.Eski bir sevdaya kaldığımız yerden başlamış
gibiydik.
Sahi hangi baharın ürünüydün sen? Hangi topraklarda tohumdun? Hangi güneş büyüttü
seni?Hangi suları içtin kana kana? Ne çok soru geliyor aklıma sana dair... Ne çok
yanıtsız soru... Yanıtlanmasınıda beklemiyorum.Bu sorular sana hayranlığımı daha da
arttırıyor benim...
Ben sana maviyi anlattım.Aşkın mavisini,yüreğin mavisini,umutların mavisini...Sense
kırmızıdan konuştun.Ateşin kırmızısını,tutkunun kırmızısını.... Işte o zaman anladım
ki ben mavileri sunarken sana,sen kırmızılarla gelecektin bana.Ve dünyada başka
hiçbir renk birbirine bu kadar uyumlu olmayacaktı.
Ne çok susamıştık konuşmaya...Özlediğimiz hayatı,birbirimizsiz zamanları anlatıp
durduk. Konuştukça tek tek yıktık bizi birbirimizden uzak tutan duvarları. Benim
için "o" sendin,senin için ben... Bunu bilmek nasıl da rahatlatıyordu bizi...
Seni var bilmek,seni yaşamak,seni yüreğimin yarısı saymak içimde tarifi olmayan bir
yaşam sevinci yaratıyor.Hayatın bütün olumsuzluklarına karşı inanılmaz bir direnme
gücü veriyor.
Artık ertelediğimiz hiçbir şey yok.Tenlerimize dokunmamız bile içimde bulunduğumuz
ortamı yangın yerine çevirebiliyor. Hayata,birbirimize aşk sunmak için gelmişiz biz
belli ki.
Doğuşumuzdaki amaç buymuş belki de...Madem ezeli bir aşk bu,madem öncesi yok,sonrası
da olmasın,bir sonsuzluğu taşısın bizi...
sen hiç fark etmeden kalp kırmadın m? merak edip vicdanına sormadın mı? ne yaptım ben sana bu kadar? nihayet bende bir anadan doğmadım mı?...
