sevgiyi oyun, sevgiliyi oyuncak zannedenler bu yazıyı okusunlar.. belki biraz kendilerine gelirler kim bilir......????
Yaramaz çocuklar gibisiniz..... Aşkı bir oyun, sevgiliyi de bir oyuncak gibi görüyorsunuz...önce her çocuk gibi o oyuncağa sahip olmak için her şeyi yapıyorsunuz.. hatta yalanlar söylüyorsunuz.. kendinizi dğeiştirip olmadığınız gibi görünüyor, oyuncağı elde etmek için her türlü yolu mübah sayıyorsunuz....
Oyuncak sizin olduğu an oyun başlıyor.. elde etmel için söylediğiniz yalanları, değiştirdiğiniz kişiliğinizi en azından bir süre için devam ettirmek zorundasınız..!
Ama bir süre sonrabu oyunun böyle deam edemeyeceğini anlıyorsunuz.. çünkü sıkılıyorsunuz..! yalan söylemek, başka biri olmak kolay değil elbette...! başta elinizden hiç bırakmadığınız o oyuncağa ayırdığınız zaman giderek azalıyor.. bir şey olmasın diye hep baş köşeye koyduğunuz, koruduğunuz oyuncağınızı hor kullanmaya, ona kötü davranmaya başlıyorsunuz.. yıpratıyorsunuz..
Daha da ileri gidip bir süre sonra görmeye bile tahammül edemez hale geliyorsunuz.. orada, bir köşede, sessizce durması bile rahatsız ediyor sizi.. sonunda "en iyisi ortadan kaldırmak!" deyip, kırıyor ve atıyorsunuz...
Sonra yeni bir oyuncak bulmak için yeniden aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz. Sonucunun yine aynı olacağını bilmenize rağmen, aynı sıkıcı oyunu tekrarlamaktan hiç vazgeçmiyorsunuz.. hayatınızı oyunlarla süslerken, kendinizi korkunç bir yalnızlığa mahkum ettiğinizin farkına bile varmıyorsunuz.. kıran, döken siz olduğunuz için kimsenin sizi kırmayacağınızı düşünüyorsunuz; ama yanılıyorsunuz.. kullandığınız silah bir gün mutlaka geri tepecektir.. ve siz asla yerinde olmak istemediğiniz o oyuncağa döneceksiniz.. birileride sizinle oynayacak, sizden sıkılacak, kıracak ve bir kenara atacak.. o zaman, hayıflanmak için ne yazıkki çok geç olacak....
Aşk sizin yaşam kaynağınız olmalı, ciddiye almalısınız... önemli olan, elinizdekinin kıymetini elinizden gitmeden bilmektir.. bunu başarabiliyorsanız, mutluluğun formülünü de bulmuşsunuz demektir.. Başaramıyorsanız.. sizin için üzgünüm... çok üzgünüm....
Yaramaz çocuklar gibisiniz..... Aşkı bir oyun, sevgiliyi de bir oyuncak gibi görüyorsunuz...önce her çocuk gibi o oyuncağa sahip olmak için her şeyi yapıyorsunuz.. hatta yalanlar söylüyorsunuz.. kendinizi dğeiştirip olmadığınız gibi görünüyor, oyuncağı elde etmek için her türlü yolu mübah sayıyorsunuz....
Oyuncak sizin olduğu an oyun başlıyor.. elde etmel için söylediğiniz yalanları, değiştirdiğiniz kişiliğinizi en azından bir süre için devam ettirmek zorundasınız..!
Ama bir süre sonrabu oyunun böyle deam edemeyeceğini anlıyorsunuz.. çünkü sıkılıyorsunuz..! yalan söylemek, başka biri olmak kolay değil elbette...! başta elinizden hiç bırakmadığınız o oyuncağa ayırdığınız zaman giderek azalıyor.. bir şey olmasın diye hep baş köşeye koyduğunuz, koruduğunuz oyuncağınızı hor kullanmaya, ona kötü davranmaya başlıyorsunuz.. yıpratıyorsunuz..
Daha da ileri gidip bir süre sonra görmeye bile tahammül edemez hale geliyorsunuz.. orada, bir köşede, sessizce durması bile rahatsız ediyor sizi.. sonunda "en iyisi ortadan kaldırmak!" deyip, kırıyor ve atıyorsunuz...
Sonra yeni bir oyuncak bulmak için yeniden aynı şeyleri yapmaya başlıyorsunuz. Sonucunun yine aynı olacağını bilmenize rağmen, aynı sıkıcı oyunu tekrarlamaktan hiç vazgeçmiyorsunuz.. hayatınızı oyunlarla süslerken, kendinizi korkunç bir yalnızlığa mahkum ettiğinizin farkına bile varmıyorsunuz.. kıran, döken siz olduğunuz için kimsenin sizi kırmayacağınızı düşünüyorsunuz; ama yanılıyorsunuz.. kullandığınız silah bir gün mutlaka geri tepecektir.. ve siz asla yerinde olmak istemediğiniz o oyuncağa döneceksiniz.. birileride sizinle oynayacak, sizden sıkılacak, kıracak ve bir kenara atacak.. o zaman, hayıflanmak için ne yazıkki çok geç olacak....
Aşk sizin yaşam kaynağınız olmalı, ciddiye almalısınız... önemli olan, elinizdekinin kıymetini elinizden gitmeden bilmektir.. bunu başarabiliyorsanız, mutluluğun formülünü de bulmuşsunuz demektir.. Başaramıyorsanız.. sizin için üzgünüm... çok üzgünüm....

