LIVE
🏛️ LEGEND Brill Brill Shipment record held by burakcan76000 for 17 years — unbeaten!
🏛️ LEGEND Brik It record held by kahraman for 16 years — unbeaten!
user arinberk commented: Shaped Nile Tiles “Çok eğlenceli! 🔥”
bidibidiAI user
bidibidim bidibidim joined the legends!
bidibidiAI user
bidibidi bidibidi has been with us for 20 years, a true legend!
bidibidiAI user
1903dogumlular Hail, 1903dogumlular! Three years of loyalty! A true veteran, your wisdom guides us!
game NEW GAME: Knowledge Cube
game NEW GAME: Ancient Gods
game NEW GAME: History of Empires

Suyun Hacmi, Donunca Niçin Küçülmüyor?

started by sTRaLiS 03 August 2008 18-year-old topic 2 Replies 3.567
Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her
şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar
keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik
kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.
Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda
da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin
altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza
dönüşürken, hacminin yüzde 9'u oranında genişler. Buzda su molekülleri
olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir
yapıya sahiptir.
Bilindiği gibi, bilimsel formülü 'H2O' olan su, iki hidrojen ve bir oksijen
atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde,
kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki
hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik
kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki 'H2S' eksi 83 derecede donar ve eksi
60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları
nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de
hacmi küçüleceğine büyür.
Işte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz
sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk
bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı
alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her
tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.
Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda
buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani
ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar
ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.
Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri
donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana
kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya
biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için
yaşanır hale getirdi.
Resimler Konusmaz Derler YALAN..O Gozler neler Anlatıyor Anlayana..Anlamak isteyene..




Vazgeçersen Kaybedersin
Suyun hacminin donunca küçülmemesi, sıcaklıkla hacmin artmasıyla ilgili fizik kuralına uymaması olmakla beraber, bu halinin de, başka fizik kurallarıyla açıklaması yapılır.
Asıl önemli olan husus, çok hayatî neticeleri olan sudaki bu özelliğin kendi kendine mi, tesadüfen mi, iki hidrojenle bir oksijen atomunun aralarında anlaşmaları ile mi olduğu yoksa, hem suyu hem de bütün varlıkları yaratanın koyduğu düzenin bir parçası mı olduğu sualidir.
Kendi kendine, tesadüfen veya hidrojen atomlarıyla oksijen atomunun kendi aralarında anlaşarak bunu yaptıkları söylenemeyeceğine göre, geriye kalan son ihtimal olarak, bütün varlık âlemini yaratanın, bu âlemde koyduğu düzenin bir parçası olarak, suya bu özelliği verdiğini kabul etmek, selim akıl sahipleri için zorunlu olur.
Suyun hacminin donunca küçülmemesi, sıcaklıkla hacmin artmasıyla ilgili fizik kuralına uymaması olmakla beraber, bu halinin de, başka fizik kurallarıyla açıklaması yapılır.
Asıl önemli olan husus, çok hayatî neticeleri olan sudaki bu özelliğin kendi kendine mi, tesadüfen mi, iki hidrojenle bir oksijen atomunun aralarında anlaşmaları ile mi olduğu yoksa, hem suyu hem de bütün varlıkları yaratanın koyduğu düzenin bir parçası mı olduğu sualidir.
Kendi kendine, tesadüfen veya hidrojen atomlarıyla oksijen atomunun kendi aralarında anlaşarak bunu yaptıkları söylenemeyeceğine göre, geriye kalan son ihtimal olarak, bütün varlık âlemini yaratanın, bu âlemde koyduğu düzenin bir parçası olarak, suya bu özelliği verdiğini kabul etmek, selim akıl sahipleri için zorunlu olur.
This topic was opened 18 years ago. Replying will be possible soon.